TiyatroAntik Yunan Tiyatrosu

Ekim 11, 2020
https://www.antesanat.com/wp-content/uploads/2020/10/antik-yunan-tiyatrosu.jpg

Tiyatro ilk kez İ.Ö. 6. yüzyılda Yunan toplumunda dinsel törenden özerkleşerek bir sanat türü haline geldi; dinsel ya da pratik ölçütlerle değil, estetik ölçütlerle değerlendirilen bir “oyun” a dönüştü. Yunan toplumunda tiyatronun öncülü, şarap, bereket ve bitkiler tanrısı Dionysyos’u kutsamak için yapılan Bacchanolia şenliklerinde bir koronun söylediği dithyramboy şarkılarıydı. Koro, bu şarkılarda, farkı kişilerin konuşmasını...

Tiyatro ilk kez İ.Ö. 6. yüzyılda Yunan toplumunda dinsel törenden özerkleşerek bir sanat türü haline geldi; dinsel ya da pratik ölçütlerle değil, estetik ölçütlerle değerlendirilen bir “oyun” a dönüştü. Yunan toplumunda tiyatronun öncülü, şarap, bereket ve bitkiler tanrısı Dionysyos’u kutsamak için yapılan Bacchanolia şenliklerinde bir koronun söylediği dithyramboy şarkılarıydı. Koro, bu şarkılarda, farkı kişilerin konuşmasını canlandırmak için söz ve tavır değişikliğinden yararlanıyordu. Giderek belli biçim kalıplarına göre yazılmaya ve şiirsel bir nitelik kazanmaya başlayan bu koro şarkılarına bir de yanıt veren eklenince tiyatronun dialog çekirdeği oluşmuş oldu. Yunanca teke anlamına gelen tragos sözcüğüyle şarkı anlamına gelen aoide sözcüğünün birleşmesiyle bu koral konuşmalı şarkılar tragedya adını aldı ve dinsel törenden bir sanat gösterisine dönüştü. Komedyanın ise Dyonysos için yapılan bağbozumu törenlerinden ortaya çıktığı söylenir.

Bu yüzyılda oyunlarının ancak bir bölümü günümüze kadar gelebilen Aiskhylos, Sopokhles, Euripides gibi tragedya, Aristophanes gibi komedya yazarları yetişmiştir. Bu ustaların yapıtlarında büyü ve sihirin yerini çağdaş düşünce almış, taklit tiyatral bir değer kazanmıştır. Tiyatronun Atina’da gelişmesinin nedeni Atina’nın bu dönemde Yunan dünyasının kültür merkezi olması ve refaha kavuşmasıdır. Atina’da tragedya ve komedyanın böyle bir atılım yapmasının bir nedeni de toplumda birbirinden farklı, hatta birbiri ile çelişen değer yargılarını bir arada bulundurmasıdır. İşte biçimsel olarak demokratik olan fakat eski çağların inançlarını ve ahlak ölçülerini de bir ölçüde yaşatan toplumun iç çelişkisi, tragedyaların çatışan güçlerini oluşturmuş, trajik olan bu dengeli karşıtlıktan doğmuştur. Kısacası Antik Yunan tiyatro düşüncesi çağın tiyatrosu, sanatı, felsefesi ve toplum yaşamı ile bir bütün oluşturur ve tiyatro düşüncesinin evrimi içerisinde ilk önemli aşamadır. Antik Yunan tiyatrosu eserleri ve yazarları ile yazımıza devam ediyoruz.

PLATON

platonTragedya ve komedya türlerinde en yetkin yapıtların yazıldığı ve oynandığı dönemde yaşamış olan Platon tiyatro sanatına karşı olumsuz bir tavır almıştır. Eleştirisi özellikle şiir ve şairlere karşıdır. Aslında sanata bakış açısı olarak da karşı tavırlar sergilemiştir. Kendisi felsefeye yönelmiştir.

Platon şiir sanatını yüceltiyor fakat şairi, yazdığını bilmemekle suçluyor dolayısı ile düşünürün şairden üstün olduğunu söylemektedir. Sanatın taklit olduğunu ve dizginlenmesi gereken heyecanları uyandırıp, trajediyi yücelttiğini belirtir. Kendisi sanatın sadece doğru kullanılıp, halkı eğitmek amacıyla kullanılmasını yararlı bulur.

Eski Yunan tiyatrosunun önemli bir özelliği kamusallığıdır. Oyunları ortalama 10 bin ile 20 bin seyirci aynı anda izleyebiliyordu. Eski Yunan oyunları, Sofokles’in trajedileriyle teknik yetkinliğe ulaşmıştır. Sofokles oyunlarında dekor kullanan ilk tiyatro yazarıdır. Aiskhylos, Sofokles ve Euripides konularını mitolojisinden alan oyunlar yazmıştır. Bu üç yazar, sonradan Aristo’nun Poetika adlı yapıtında belirlediği kurallara uygun oyunlar yazmışlardır.

ARISTOTELES VE POETİKA

Aristo’nun targedyanın artık bir dini ayin olmaktan çıkıp, bir sanat kavramı olmaya başlaması üzerine, tragedya ve komedyanın öğelerini, olması ve olmaması gerekenleri sıraladığı, ancak komedya ile ilgili bölümleri günümüze ulaşamamış eseridir.

ARISTOTELES VE POETİKAAristo bu yapıtında çok gelişmiş sanat kuramını ortaya koymuş, sanatı ve sanatçıyı tanımlamış, sanatı algılayan özne üzerinde de durmuştur. Buna göre, sanat taklittir (mimesis), sanatçı ise taklit edendir. Doğada var olan seslerin taklidi müzikle, fiziksel dünyanın taklidi resim ve heykellerle, yaşam ise trajedi ve komedilerle taklit edilir.

Poetika, tragedyanın özelliklerini ve seyirci üzerindeki etkisini tanımlayan ilk eserdir. Aristoteles tragedyanın mimesis yani taklit olduğunu söyler. Tragedya; bütün, eksiksiz ve belli bir önem taşıyan bir aksiyonun taklididir.Komediden farkı ise tragedyanın üst tabaka, comedynin de alt tabaka insanının taklidi olmasıdır. Zaten Aristoteles edebi türler arasında da hiyerarşik bir sıralama yapmıştır ve tragedya en üsttedir. Seyirci üzerindeki etkisinden bahsederken de bunun catharsis olduğunu söylemiştir. Catharsisin sözlük anlamı arınmadır. Aristoteles tragedyanın seyirci üzerinde korku ve acıma duygusu uyandırması gerektiğini ve bu etkinin elde edilebilmesi içinde belli bir kahraman olması gerektiğini söylemiştir.

Tamamen iyi, dürüst bir kahraman ya da tam tersi bu etkiyi seyirciye veremez. Catharsis için bu ikisinin ortasında bir kahraman olması gerekir. Kahramanın düşüşü de, kendisinin belli bir hatasına ya da zayıflığına bağlı olmalıdır. Buna aynı zamanda hamartia yani trajik hata denir. Ayrıca bu eserde Aristoteles bütünlük kavramı üzerinde durmuştur. Aksiyon, yer ve zaman bütünlüğü dramada çok önemlidir. Zaman ve yer bütünlüğü derken de olayların 24 saat içinde geçmesi ve sadece tek bir yerde olması gerektiğini söylemiştir.

Dünya ve Türkiye Tiyatro Tarihi ile ilgili daha geniş bilgi için tıklayınız.