TiyatroTiyatroda Karşı Gerçekçi Akım

Şubat 27, 20210
https://www.antesanat.com/wp-content/uploads/2021/02/tiyatroda-karsi-gercekci-akim.jpg

19.yy’ın sonlarında tiyatroda gerçekçi tiyatro düşüncesinin koymuş olduğu sınırları her yönde aşmaya çalışan, tiyatronun toplumsal bir görevle yükümlü tutulmasına karşı çıkan yeni eğilimler görülür. Her ülkede birbirine benzer doğrultuda gelişen karşı gerçekçi görüşler, Sembolizm, Yeni Romantizm, Estetizm akımlarını meydana getirir. Plastik sanatlarda, şiirde önemli yapıtlar üreten bu akımlar, tiyatroda ciddi bir atılım yapamamıştır. 19.yy’ın ikinci...

19.yy’ın sonlarında tiyatroda gerçekçi tiyatro düşüncesinin koymuş olduğu sınırları her yönde aşmaya çalışan, tiyatronun toplumsal bir görevle yükümlü tutulmasına karşı çıkan yeni eğilimler görülür. Her ülkede birbirine benzer doğrultuda gelişen karşı gerçekçi görüşler, Sembolizm, Yeni Romantizm, Estetizm akımlarını meydana getirir. Plastik sanatlarda, şiirde önemli yapıtlar üreten bu akımlar, tiyatroda ciddi bir atılım yapamamıştır. 19.yy’ın ikinci yarısında endüstrileşmenin gelişmesine ve orta sınıfın zenginleşmesine koşut olarak yeni sorunlar ortaya çıkmıştır. Somut gerçeğin bilgisine önem veren, bu bilginin ancak deney yaparak elde edilebileceğini kabul eden pozitivizme karşı, sezginin ve düşlemenin önemi üzerinde durulur. Sezgici ,mistik eğilim yazını etkisi altına alır, Simgecilik, Yeni Romantiklik bu etkinin ürünüdür.

Tiyatroda Karşı gerçekçi eğilim,1850’lerde Baudelaire ve Edgar Allan Poe’nun etkisi ile başlatılmıştır. Bu eğilim Wagner’in ve Nietzsche’nin etkisi ile güçlenmiş ve yaygınlaşmıştır.

WAGNER VE BİRLEŞİK SANAT YAPITI

Wagner’in sanat anlayışı Hegel felsefesinin ve romantik sanat anlayışının izindedir. Ona göre bilim yalnızca doğayı sonlu olarak tanımlamaktadır. Oysa yaşam sonsuzdur, kendi içindeki zorunluluk yasasına uyarak ve kendi bütünlüğünü koruyarak evrimleşmektedir. İnsan, sonsuz olanı ,kendi kendini koşullayanı, asal yaşam gerçeğini, ancak sanat yoluyla kavrayabilir. Birleşik sanat en ideal sanattır. Müzikle dram bir arada yoğrulacak, plastik düzenleme, ışıklama, dekor, oyunculuk tümü birden estetik bir uyum içinde birleşecektir. Wagner, opera sanatının, ideal birleşik sanatı gerçekleştirdiğini ve idealin saf ışığını yansıttığını savunur. Dram öğesi gerçek dünyayı müzik ve gerçek duygularla dile getirir.

NIETZSCHE VE TRAGEDYANIN DOĞUŞU

Nietzsche gelenekçi felsefeyi sığ, yaşamdan yoksun, ukalaca bularak küçümsemiş, ahlak perdesi arkasındaki ahlaksızlıklara karşı çıkmıştır. Ona göre tragedya yine en başta olduğu gibi musikiden, Wagner’in musikisinden doğacaktır.

Tragedya açıklanırken Apollon ve Dionysos’çu öğeler meydana çıkmıştır. Sanatta bu iki güç birbirini ateşleyerek sanatın evrimleşmesini sağlamıştır. Uyarılmış istekleri ve acılı coşkusu ile Dionysos’çu sanatın coşkusunu, ateşini gereksinmektedir. Apollon ise duru, yalın anlaşılır ve sakin olanı ve disiplini temsil etmektedir. Bu şekilde incelenecek olunursa Koro, Dionysos, Apollon ise duru şiirdir.

Tiyatronun zamanla Dionysos etkisini ve mit öğesini yitirmiş olması bu dönemde bu öğelerin tekrardan ortaya çıkıp alevlenmesine sebep olmuştur. Tragedya, mittir, ritüeldir, acı çekmektir. Hayatın acımasızlığına ,amaçsızlığına, ilgiziliğine karşın ezeli yaşam inancını,fizikötesi rahatı temsil eder.Tragedya bu dönemde insanı yeniden mit ve evrenle bütünleştirir.

Karşı gerçekçiliğin genel görüşleri;
-Gizli gerçek ifade edilmeli
-Simgecilik kullanılmıştır.
-Tiyatro sanat tadı verme ötesinde bir görev veya koşula hizmet etmemelidir.

Oscar Wilde sanatın amacının ,sanatçının amacını gizlemek ve sanatı gözler önüne sermek olduğunu söylemektedir.Kendisi tiyatroda gerçekçiliğe,ahlak eğiticiliğine karşı çıkmıştır.Romanı ‘Dorian Gray’in Portresi’ nin önsözünde bu konulara değinmiş,romantizme olan özleminden bahsetmiştir.

-Günlük konuşma yerine şiirli ,romantik söz kullanılmalıdır
-Sahne güzeli gösterecek öğelerle düzenlenmelidir, sadece gerçeği değil.
-Işık, müzik, gölge oyunları, illüzyon ve dekor değişmeli, görüntünün ardındaki derinliği verecek şekilde kullanılmalı ve izleyiciyi hayranlığa sürüklemelidir.
-Yeni bir yanılsama anlayışı katılmıştır.
-Yönetmen oyunun uyumunu sağlamada önceki zamanlara göre çok etkilidir.

Deneysel tiyatro üzerinde etkili olmuş kuramcıların başında, İsveçli tasarımcı Adolphe Appia gelir. Appia, sahnenin bir gerçeklik atmosferi veren “sahici” dekor öğeleriyle doldurulmasına karşı çıkıyor, bunun yerine yapıtın “ruhunu” ortaya koyacak yalın bir sahne düzeni öneriyordu. Doğalcı ayrıntıların yerine, dikkati oyuncunun jestleri üzerinde toplayacak ve dramatik gerilimi çıplak bir biçimde dışa vuracak basit bir dekor gerekliydi. Appia’nın dışavurumcu görüşleri, İngiliz yönetmen Gordon Craig tarafından daha da geliştirildi. Craig, sahnede soyutlamayı uç noktasına götürdü; duygusal ve görsel değil, tinsel ya da zihinsel bir etki yaratmak için son derece öznel bir ışıklandırma yöntemi yaratmıştır.

Bu yeni soluk, Birinci Dünya Savaşı ve sonrası dönemde daha yeni,daha cüretli denemelere girişilmesini sağlamıştır. Gerçekçiliği sınırlı bulan deneysel çalışmalarda yeni yöntemler geliştirilmiştir.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *